Free Web Site - Free Web Space and Site Hosting - Web Hosting - Internet Store and Ecommerce Solution Provider - High Speed Internet
Search the Web

SANAYİ BİTKİLERİ

Sanayi, ham maddelerin atölye ve fabrikalarda işlenerek kullanıma ve tüketime hazır hale getirilmesi işlemleridir. Sanayi için gerekli olan ham maddelerin büyük kısmı, topraktan ekme, dikme ve çıkarma yoluyla elde edilen maddelerdir. Yani bunlar tarım ürünleri ve madenlerdir. Aslına bakılırsa sanayi için ham madde olmayan toprak ürünü yoktur.

Mesela “tahıllar” başlığı altında incelenen buğdayı, bisküvi ve makarna gibi besin sanayisinde önemli yeri olan ürünlerin ham maddesidir.

Pamuk: Eskiçağdan beri Anadolu’da tarımı yapılmaktadır. Pamuk bitkisinin meyvesine “koza” denir. Kozanın dışında lifler vardır. Bu lifler fabrika ve atölyelerde ince iplik halinde daha sonra da kumaş haline getirilir. Kozanın çekirdeği, margarin ve sıvı yağın ham maddelerindendir. Pamuk bu yönüyle dokuma ve besin sanayisinde önemlidir. Ekimi, izlemesi, hasadı, pazarlaması pek çok insana iş sağlar ve ülkemizin başta gelen ihraç maddesi olması yönüyle önemlidir.

Sıcak iklimi yerlerde alüvyal topraklarda yetişir. Yetişme döneminde bol su, olgunlaşma döneminde sıcaklık ve kuraklık ister. Akdeniz ve Ege bölgelerinde, Güney Marmara bölümünde ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Elazığ ve Iğdır ovalarında tarımı yapılır. Türkiye pamuk üretiminde Ege Bölgesi ilk, Akdeniz Bölgesi ikinci sırayı alır. Akdeniz’de en çok Çukurova ve Amik ovasında yapılır. Ege ve Akdeniz’deki üretim Türkiye üretiminin %80-85’ini oluşturur, en çok pamuk üretilen il, Adana’dır.

Pamuğun ticari değerinin yüksek olması, dokuma sanayinin gelişmesi, tekstil ihracatının artması, uzun ve beyaz lifli pamuk tohumlarının ekilmeye başlanması, sulama imkanlarının artması, pamuğa zarar veren canlılarla mücadelenin olumlu sonuçlar vermesi, devletçe desteklenen kooperatiflerin kurulması, ülkemizde pamuk üretimini artırmıştır.

Tütün: Ülkemizde 17. yüzyıldan beri tarımı yapılır, sigara ve puro gibi insan sağlığıma zararlı olan ve alışkanlık yapan dumanlı içeceklerin ham maddesidir. Ayrıca pipo ve nargile gibi aletlerle de tüketilir. Bir kısmı kimya sanayinde kullanılır.

Yetişme döneminde bol su, olgunlaşma döneminde yüksek sıcaklık ister. Ekimi devlet kontrolündedir. Ege, Karadeniz ve Marmara bölgesi başlıca ekim alanlarıdır. Ege bölümünde kaliteli tütünler yetiştirilir. Türkiye tütün üretiminin yarısını oluşturur. Ege tütünleri yurt dışında “şark tipi kaliteli Türk tütünleri” olarak bilinir. Ege’de ekim alanları, çöküntü ovalarındadır. Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes ovaları. Karadeniz Ülke üretiminin yaklaşık %20-25’ini sağlar, Bafra ovası, Kelkit oluğu önemli ekim alanıdır. Merzifon, Taşova ve Niksar ovalarında da ekili Güney Marmara bölümünde yoğundur. Balıkesir, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ, Kırklareli. Doğu Anadolu’da; Malatya, Bitlis, Muş, Güneydoğu Anadolu’da Adıyaman, Siirt, Diyarbakır.

Tütün üretimi gittikçe artmıştır. Tütün ihracatında dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır.

Şeker Pancarı: Tarımına Cumhuriyetle başlanmıştır. Suyundan şeker elde edilir, posasından küspe elde edilip yem olarak kullanılır. Ilıman iklim bitkisidir, çok su ister, yağış alan ve şişebilen yerlerde yetiştirilir. Doğu Karadeniz ile Kuzeydoğu Anadolu dışında her yerde ekimi yapılabilir. 1926’da ilk şeker pancarı fabrikası Uşak ve Alpullu kurulmuştur.

Ülkemizde şeker pancarı ve şeker üretimi hızlı bir artış olmuştur. GAP’ın tamamlanmasıyla daha da artacaktır. Şeker üretimi ülke ihtiyacından fazladır ülkemizde şeker fabrikası sayısı 34’ü bulmuştur.

Çay: Tarımına Cumhuriyet’le başlanmıştır. Üretim hızla artmış ve ülkemiz dünyada beşinci sıraya yerleşmiştir. Yaklaşık 1-1,5 m boyunda çok yıllık bir bitkidir ve yaprakları için yetiştirilir. Yaprakları yıl boyu yeşildir. Tepe tomurcukları ile birinci ve ikinci yaprakları toplanıp fabrikada işlenir. Kuru çay halinde tüketime sunulur. İçerisinde %4-5 oranında kafein denen keyif verici ve uyarıcı madde bulunur.

Asit karakterli toprakları sever, fazla yağış ister, soğuktan hoşlanmaz. Doğu Karadeniz kıyıları alçak kısımlarında (500-600 m lere kadar) yetişir. Ülkemizde Rize’nin çap üretimindeki payı, %60’tır. 1995’e kadar tamamı Rize’deydi. Trabzon, Giresun, Ordu’da da yetiştirilir.

 

YAĞLI TOHUMLU BİTKİLER

Ayçiçeği: Tohumundan elde edilen yağ, Türkiye sıvı yağ üretiminin yarısının oluşturur. Alüvyal toprakları, sıcağı ve suyu sever, olgunlaşma döneminde yağsız hava ister. Doğu Karadeniz kıyı yöreleri, Erzurum-Kars platoları ve çok soğuk olan yüksek yerler dışında kalan yerlerde sulama yoluyla yetiştirilebilir, en çok Marmara Bölgesinde üretilir. Ülke üretiminin 3/4'ünü sağlar. Bu bölgede en çok Trakya’da üretilir. Marmara’dan sonra en çok Orta Anadolu’dadır.

Haşhaş: Haşhaşın kapsülünden çıkan sütten, uyuşturucu madde elde edilir. Bu nedenle kimya sanayinde ve ağrı kesici ilaçların üretiminde bir hammaddedir. Kapsülü içindeki tohumdan yağ elde edilir. Doğu ve Batı Karadeniz kıyıları dışında kalan yerlerde ekimi yapılır. Osmanlı döneminde daha yaygın olan haşhaş tarımı Cumhuriyet döneminde sınırlandırılmış ve devlet kontrolüne alınmıştır. En çok Afyon sonra Denizli’de üretilir. Büyük çoğunluğu Balvadin’deki alkaloid fabrikalarında işlenir.

Soya Fasulyesi: Bu bitki %20 oranında yağ, %40 oranında protein içerir.  Yaş ve kuru sebze olarak tüketilir, ekmeklik una da katılır ama yurdumuzda daha çok soya yağı üretiminde kullanılır. Doğu ve Orta Karadeniz bölümlerinin kıyı kuşağı doğal yetişme ortamıdır ama buralarda fındık ve çay gibi yüksek gelir sağlayan bitkilere rağbet olduğu için ekim alanı genişlememiştir. Çukurova ve Antalya düzlüğü ile Ege ovalarında geniş ekim alanı bulmuştur.

Yer Fıstığı: Meyvesi bitkisel yağ üretiminde önemlidir. %45-60 oranında yağ, %40-45 oranında protein içerdiği için çerez olarak üretilir. Akdeniz’de ikinci olarak yetiştirilir. İçel, Adana, Antalya, Hatay, Kahraman Maraş ovalarındaki üretim önemlidir.

Susam: Tohumunda %50-60 oranında yağ vardır. Ege bölümünde, Güney Marmara bölümünde ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde üretilir. Yıllık üretimi azdır.

Anason: Anekol denen eterli, bir yağ içerir. Başta rakı olmak üzere alkollü içkilere katılır. Kullanım ve üretim alanı sınırlıdır. Ege Bölgesinde, Antalya bölümünde üretilir. Üretimin yarısı Burdur’dan sağlanır onu Antalya ve Muğla izler.

Gül: Bir süs bitkisi de olan gül, gül yağı, gül esansı üretiminde kullanılır. Kozmetik sanayinde önemli bir ham maddedir. Isparta, gülcülüğün merkezi olarak bilinir. Gül bahçelerinin %90’ı buradadır. Burdur, Denizli ve Aydın’da da gül tarımı yapılır. Ülkemiz gül yetiştirme ve gül yağı üretiminde sayılı ülkeler arasındadır.

Kenevir ve Keten: Lifli bitkilerdir. Kenevir lifleri çuval, halat, urgan yapımında kullanılır. En çok Batı Karadeniz bölümünde üretilir. Taşköprü de kenevir lifi işleme fabrikası vardır. Ketenin lifleri daha dayanıklıdır, kağıt, para ve kot pantolon üretiminde kullanılır. Tohumundan yağ elde edilir. Batı Karadeniz bölümü başlıca üretim yeridir.

Zeytin: Akdeniz ikliminin tipik bitkilerindendir, kış soğuklarına dayanıklı değildir. Ama kuraklığa karşı dayanıklıdır. Sofralık zeytin, zeytin yağı ve sabun üretiminde kullanılır. Marmara, Ege bölümü, Akdeniz Bölgesi’nin kıyı yöreleri ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Akdeniz’e yakın yöreleri, zeytin üretim alanlarıdır. Çoruh vadisinde küçük bir yerde mevcut mikroklima alanında da doğal zeytinlikler vardır. Türkiye, dünya zeytin üretiminde İspanya ve İtalya’dan sonra üçüncü sırada yer alır. Zeytin üretimi yağışa bağlıdır. Yağış miktarındaki azalıp çoğalmalar, zeytin verimine yansımaktadır.  

 

YEM BİTKİLERİ

Yem bitkileri tarlalarda yetiştirilir ve evcil hayvanların kuru ve taze yem ihtiyacını karşılar. Mısır, fiğ, burçak, korunga, yonca gibi bitkiler bu gruba girer. Hayvancılığın önemli olduğu, hatta bazı yörelerde tarımın önüne geçtiği ülkemizde hayvan yemine olan ihtiyaç kendiliğinden anlaşılır. Çayır ve meraların yetersiz olduğu da dikkate alınınca, yem bitkilerinin önemi daha da artmaktadır. Bu eksikliği gidermek için yem fabrikaları açılması ve yem bitkileri üretilmesi yoluna gidilmiştir. Yem bitkilerinin yoğun şekilde ekildiği yerler, hayvancılığın da yoğun olarak yapıldığı yörelerdir.

Yonca: Hititler zamanından beri Türkiye’de tarımı yapılmaktadır. Yağışlı yörelerde sulamasız, yazları kurak geçen yerlerde ise sulamalı olarak yetiştirilir. Yonca, ot verimi fazla olan, uzun ömürlü bir bitkidir. Bir kez ekildiği yerde 8-10 yıl ürün verebilir. Yılda birkaç kez biçilir. Türkiye’de yem bitkileri üretiminin %90-95’ini yonca oluşturur.

Fiğ: Hem samanı hem de tohumu hayvan yemi olarak kullanılır. Kıyı yörelerinde ise yazlık olarak ekimi yapılır. Hem kuru hem de taze yem olarak tüketilir.

Korunga: En çok Doğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen bir yem bitkisidir. Yoncanın yetiştirilmediği fakir topraklarda da yetiştirilebilir. Yonca kadar ot verimi yüksek olmamasına karşılık, soğuğa ve kuraklığa karşı dayanıklı olması ve fakir topraklarda yetişebilmesinden dolayı ekimi yapılır.

Ayrıca burçak da Türkiye’de ekimi yapılan yem bitkileri arasındadır. Arpa ve mısır da yem olarak kullanılır.

 

TARIMIN TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ YERİ

Tarımın Türkiye ekonomisinde çok önemli bir yeri vardır. Bu önemi şu başlıklar halinde ifade etmek mümkündür;

ü      Türkiye arazisinin önemli bir kısmı ekim-dikim ve orman alanıdır.

ü      Türkiye’de çalışan nüfusun yarısı tarım sektöründe çalışmaktadır. Dolayısıyla ülke nüfusunun yarısı geçimini tarımdan sağlamaktadır.

ü      Birçok sanayi dallarının ham maddesini tarım ürünleri oluşturur. Yani ülkemizdeki sanayi büyük ölçüde tarıma dayalıdır.

ü      Tarım ürünleri çeşitli ve bol olduğu için, Türkiye tarım ürünleri satın almak için fazla döviz ödememektedir.

ü      Türkiye’nin ihraç ettiği mallar arasında ham, yarı işlenmiş ve işlenmiş olarak tarım ürünleri önemli bir yer tutmaktadır.

 

 

 

 

 

 

TAHILLAR

Çiftçiler arasında hububat olarak da adlandırılan buğday, arpa, çavdar, çeltik, yulaf, mısır, darı gibi kültür bitkileri, tahıl adı altında toplanır. Bunlar arasında ekimi en çok yapılan buğdaydır.

Buğday: Tahıl ekim alanlarının %70’i buğday ekimine ayrılmıştır. Buğday, halkın temel besin maddesi olan ekmeğin ham maddesi olduğundan, Türkiye için çok önemli bir bitkidir. Protein, nişasta ve çeşitli vitaminler içerdiği için iyi bir besin maddesidir. Ekimi, olgunlaşma dönemindeki işlemleri, hasadı, ticareti ve tüketimi yönünden düşünüldüğü zaman, ülke ekonomisine önemli katkılarda bulunduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de pek çok aile sadece tahıl ziraatı yaparak geçinmektedir.

Her bitki gibi buğdayın da yetişme döneminin belirli aşamalarında belirli sıcaklık ve yağış istekleri vardır. Buğday tohumu filizlenme döneminde nemli ve serin bir toprağı sever. Buna karşılık olgunlaşma döneminde sıcak ve kurak hava koşullarına ihtiyaç duyar. Bu yetişme koşulları dikkate alındığında, Türkiye’nin çok geniş alanlarında üretimin yapılabileceği anlaşılır. Nitekim yazları yağışlı geçen Doğu Karadeniz bölümünün kıyı yöreleri ile Kuzeydoğu Anadolu yöresi ve sıcaklığın çok düşük olduğu yüksek yerler dışında kalan her yerde buğday ekimi yapılmaktadır. Yaz yağışları, başaklardaki buğday tanelerini ıslatarak küflenmesine ve buğdayın olgunlaşmamasına neden olur. Onun için yaz yağışlarının fazla olduğu yıllarda buğday rekoltesi düşer ve Türkiye ithalat yapmak zorunda kalır. Yüksek yerlerde sıcaklığın düşük olması da buğdayın olgunlaşmasını engeller. Çünkü buğday bitkisi olgunlaşıp başaklarındaki buğday tanelerinin yeteri kadar büyüyüp olgunlaşabilmesi için yılda 1900-2400 0C toplam sıcaklık alması gerekmektedir.

Buğdayın sıcaklık ve yağış yönünden yetişme koşulları Türkiye’nin çok geniş alanlarında mevcuttur. Ancak bu kadar geniş alanlar içerisinde en çok Orta Anadolu’da ekilir. Orta Anadolu Bölgesi’nde buğday ekimini çok yaygın olmasının bir başka nedeni de buğdayın genellikle sulamasız olarak yetiştirilmesidir. Ege, Marmara, Akdeniz bölgelerinde buğdayın yetiştirilebileceği yerlerde çeşitli kültür bitkileri ekilmektedir. Çünkü bunlardan daha fazla gelir sağlanmaktadır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde buğdayın çok az ekilmesi hava sıcaklığının düşük olmasındandır. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin alçak düzlüklerinde de yaygın buğday ekim alanları vardır.

Buğday ekimi Türkiye’de genellikle ekim aylarında yapılır. Buğday tohumu kışı filizlenmiş olarak geçirir. Şiddetli kış soğuklarında buğday filizlerinin donmadan bahara kadar toprakta kalabilmesi, kar örtüsünün sayesinde olabilmektedir. Kar örtüsü adeta bir yorgan gibi toprağı örtmekte, buğday filizlerinin donmasını önlemektedir. Ekim ayında ekilen buğdaya kışlık buğday denir. Kışlık buğday, Türkiye’nin değişik yerlerinde farklı zamanlarda ekilir ve hasat edilir. En çok üretimin yapıldığı yer olan Orta Anadolu’da ekim ayında ekilir, temmuz ayında ise hasat edilir. Doğu Anadolu’da da ekim ayında ekilir ama hasadı ağustosun ikinci yarısında olur. Çünkü buralarda hava sıcaklığı düşük olduğu için buğday, vejetasyon süresini daha uzun zamanda tamamlayabilmektedir. 

Sıcaklığın fazla olması nedeniyle Akdeniz Bölgesi’nde buğdayın vejetasyon süresi daha kısadır. Buğdayın ekimini burada (Çukurova yöresinde) kasım hatta aralık ayında yapılmaktadır. Çünkü ikinci ürün olarak ekilen mısır, yerfıstığı, susam, soya fasulyesi gibi bitkilerin hasadı kasım ve aralık aylarını bulabilmektedir. Buğdayın Yüreğir ovasındaki hasadı mayısın ilk yarısında, denizden daha uzakta ve yüksekte olan Kadirli ve Kozan ovalarında ise mayısın ikinci yarısında olmaktadır. Buğdaydan sonra, buralarda yukarıda belirtilen kültür bitkileri ekilir ve ikinci ürün elde edilir.

Doğu Anadolu’nun Kuzeydoğusunda zaten az olan tarım topraklarında buğday ekimi ilkbaharda (kar yerden kalkıp toprak işlenmeye hazır hale gelince) yapılır. Çünkü burda kışlar çok soğuk geçtiği için karın yerde bulunmadığı zamanlarda -18 0C ye düşen hava sıcaklığında buğday filizleri donmaktadır. İşte bu tehlike dikkate alınarak ekim, kış öncesinde yapılmamaktadır. Genellikle mayısta ekimi yapılan buğdayın hasadı Ağustos sonlarını bulmaktadır.

Türkiye’nin yıllık buğday üretimi genellikle yağış durumuna bağlıdır. Çünkü buğday ziraatının çok büyük kısmı sulamasız (kıraç) olarak yapılır. Onun için yağışın normal olduğu yıllarda tahıl üretimi ülke ihtiyacını karşılar. Ancak kurak geçen yıllarda ithalat yapmak zorunda kalır. Türkiye dünyanın en çok buğday üreten ülkeleri arasındadır. Buğdaydan elde edilen un, Türkiye besin sanayinde çok önemli bir maddedir. Bisküvi ve makarna bunların başında yer alır. Ayrıca un fabrikaları da doğrudan buğdayı işleyen sanayi kuruluşlarıdır.

Arpa: Arpa tarımı, gerek ekim alanlarının genişliği gerekse üretim miktarı olarak buğdaydan sonra gelir. Atın yemi olması, kısmen de insanlar tarafından tüketilmesi nedeniyle Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden beri Anadolu’da yaygın olarak tarımı yapılan bir bitkidir. Vejetasyon dönemini tamamlayabilmek için 1200-1900 0C toplam sıcaklığa ihtiyaç duyar. Buğdaya göre daha az sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için buğdayın yetişmediği yerlerde de yetişebilir. Doğu Anadolu’nun yüksek yerlerinde ekimi yapılabilir. Ziraatının en yaygın olarak yapıldığı yer Orta Anadolu Bölgesi’dir. Türkiye üretiminin yaklaşık 2/3 ü bu bölgeden elde edilir. Hayvan yemi arpası için geçerli olan bu durum, malt arpası (bira sanayinde kullanılan) üretimi için oldukça farklıdır. Çünkü iklim toprak özellikleri yönünden buğday ve başka endüstri bitkileri için uygun tarım alanlarında malt arpası üretilmektedir. Orta Anadolu (Konya, Eskişehir, Ankara, Yozgat) ve ege bölgesi’nin (İzmir, aydın, denizli, Muğla)  pek çok ilinde durum böyledir.

Türkiye’nin arpa üretimi, ülke ihtiyacını karşılayacak miktardadır. Yıllık üretimin %60-65’i orta Anadolu’dan sağlanır. Bu bölgede en çok arpa üretimi (Konya) ilinde yapılır. Ekim alanlarının dağılışı buğday ekim alanlarının dağılışına benzer. Üretimi buğday gibi, doğrudan yıllık yağış durumuna bağlıdır. Bu yüzden üretim, yıllar arasında belirgin farklılıklar gösterir.

Mısır: Sıcak ve nemli iklim bölgelerinin bitkisidir. Ancak sulamalı olarak da üretildiği için, ülkemizde ekim alanları oldukça yaygındır. En uygun doğal yetişme ortamını Karadeniz bölgesi’nde bulmuştur. Özellikle doğu Karadeniz bölümündeki yaz yağışları, sulamayı da gerektirmemektedir. Bu nedenlerle Türkiye mısır ekim alanlarının yarısı Karadeniz bölgesi’ndedir. Mısır bu bölgede halkın başta gelen besin maddelerindedir. Mısır ekmeği yapımı yaygındır. Doğu Anadolu’nun çok soğuk yerleri dışında ülkemizin hemen her yerinde tarımı yapılır. Akdeniz bölgesi Türkiye mısır üretim yönünden çok önemlidir. Yaz sıcakların yüksek olduğu bu bölgenin sulanabilir yerlerinde yoğun olarak yapılır.

Mısır çeşitli şekillerde tüketilir. Karadeniz Bölgesi’nde genellikle insanlar tarafında tüketilirken Akdeniz bölgesinde sıvı yağ üretiminde kullanılmaktadır. Bazı yörelerimizde ise koçanlarıyla birlikte besi hayvanları yemi olarak da tüketilmektedir. Ayrıca mısır unu da değerli besin maddeleri arasındadır. Mısırın bir kısmı ise yem fabrikalarında yem katkı maddesi olarak değerlendirilmektedir.

Türkiye’de mısır üretimi, buğday üretimi gibi yıllar arasında önemli farklılıklar göstermez. Çünkü önemli bir kısmı sulama yoluyla üretilmektedir. Yıllık üretimi sürekli artış göstermektedir.

Çeltik: Pirincin bitkisi olan çeltik, hem Türkiye hem de dünya için önemli bir kültür bitkisidir. Bitkiden elde edilen pirinç ise hızla artan ülke nüfusunun beslenmesinde (ekmek yapımı dışında) giderek buğdayın yerini almaktadır. Pilavlık olarak ve un şeklindeki kullanımı hızla artmaktadır. Tahıl grubundan olan çeltik, yetişme ortamı olarak diğerlerinden farklıdır. Mısır gibi sıcak ve nemli iklim bitkisidir. Kök sistemi bol ve temiz su istediği için tarımı su içinde yapılır. Yazları kurak geçen ama sulama imkanları bulunan yerlerde de kültürü yapılabilir. Bu nedenle ülkemizdeki ekim alanları, taban suyunun yüzeye yakın olduğu ovalar ile vadi tabanı düzlükleridir. Çukurova’nın aşağı kesimleri, Amik ovası, Meriç deltası, Çarşamba ve Bafra delta ovalarıyla geniş vadi tabanı düzlükleri, çeltik tarımı için elverişli yerlerdir.

Çeltik alanları, durgun su yüzeyleri oluşturdukları için, sıtma hastalığına neden olan sivrisineklerin üremesine elverişli yerlerdir. Bu nedenle çeltik ekim alanları, Türkiye’de ve birçok ülkede devlet tarafından sınırlandırılmıştır. Türkiye’de çeltik ekim alanlarını sınırlandıran doğal etken sıcak iklim, alüvyal toprak ve sulama imkanlarının bir arada bulunmasının doğurduğu zorluktur.

Türkiye’nin pirinç üretimi ülke ihtiyacının ancak yarısını karşılamaktadır. Geri kalan kısmı ise ithalatla karşılanır. GAP’ın tamamlanmasıyla güneydoğu Anadolu bölgesi, çeltik tarımı için önemli bir potansiyele sahip olacaktır.

Çavdar: Yetişme koşulları yönünden buğday ve arpanın yetişemediği yerlerde bile yetişebilen bir tahıl türüdür. Kurtuluş Savaşı sırasında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında ülkemizde bulunan olumsuz ekonomik koşullarda tarımı yapılan bitki, günümüzde çok az ekilmektedir. Genellikle ekmek ve ekmeğe katkı maddesi olarak tüketilmektedir. Ekim alanı giderek daralmaktadır.

Yulaf: Yulaf unu, çeşitli besin maddelerinde ve alkollü içkilerde katkı maddesi olarak kullanılır. Yulaf ayrıca hayvan yemi olarak da önemlidir. En çok orta Anadolu’da ekilir. Daha sonra Trakya ve Ege Bölgesi gelir. Ekim alanları ve üretimi giderek azalmaktadır.

Türkiye tahıl üretimi genel olarak değerlendirildiği zaman hızlı bir artışın olduğu görülür. Bu artış büyük ölçüde buğday üretiminde görülmektedir. Bunun nedeni de, buğdayın, halkın beslenmesinde temel madde olmasıdır. Toplam üretimin %60-65’ini buğday oluşturur. Nüfusun hızla artmakta olduğu dikkate alınırsa, bu payın gelecek yıllarda %75’lere ulaşması mümkündür.